sual

bir hayata doğru gidiyorsun, sen adım attıkça -bildiğin- başka bir hayat ölüyor, hızlanır mısın?

hayat, bir geçtiğin yoldan tekrar geçemeyeceğin, üzerinde değişik hızlarla seyrettiğin bi’ yol gibi. yol boyunca kapladığın yer, gördüğün ağaçlar, kokladığın çiçekler hatta ve hatta aldığın yaraların hepsi nevi şahsına münhasır. kontrolünde olan tek şey yoldaki hız. çetin hava koşullarında hızını artırabilirsin mesela veya üzüldüğünde koşabilirsin. sevince, hele çok sevince durur gibi olur her şey, yavaşlarsın, o an orada olmanı sağlayan ne varsa tek tek irdelersin, minnetini iletirsin. bütün bu gerçekler ki bunları iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayırmak mümkün ki insan da öyledir iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır, iyiler tekrar ikiye ayrılır çünkü iyilik bölünerek çoğalır. evet, bütün bu gerçekleri hatırlamayabilirsin; kokuları anımsayabilirsin, konuşmaları duyabilirsin, yine aynı noktada durup aynı insanlara kızabilirsin fakat hiçbir şeyi değiştiremezsin. 
bir hayata doğru gidiyorsun, sen adım attıkça -bildiğin- bir geçmiş siliniyor, duraksar mısın?

fotoğraf: murathan özbek, in

mirfanK’15

giydirme hikayeleri – II

-duman-
(…) donmadan evvel elindekilere baktı kadın: donmaya elindekilerden başlayacaktı, iki ağaç tohumu, bi’ yarım kilim, siyah kaplı bi’ defter. o’na istediğini vermeyeceğim dedi ve bir daha inanmamak için tüm duvarlarını ördü. son hatırladığı birbiri ile yarışan iki damla gözyaşının gamzelerini ısıttığı idi. tebessümle ölen kaç kadın vardı ki? ilk kez bir şey yazıyordu, bu “son” onun yazdığı ilk ve son şey oldu. 

mirfanK’15

giydirme hikayeleri – I

-devrim-

(…) yanması için yakılmış ateşe baktı uzun uzun; bir adım attı ve bekledi adam. öylece kalmadı, ateşin içinde bekledi. oradaki kalma eylemi gitmenin zıttı değildi, o bekledi çünkü: ateşin içerisinde beklemek başlı başına bir devrimdi. 

mirfanK’15

azap

iyi gidiyordu yanında yıldızlar,
onlar bile aynı yerinde değil artık,
iyiydiler ve gittiler.
iyi olan hiçbir şey iyi kalmadı
dünya dört bir yanından dert fışkıran bir bataklık artık,
ve ben dünyaya acıyan duyguların iç sesiyim;
demirden de korkarım, trenden de.

fotoğraf: murathan özbek

mirfanK’15

sızı

bir bıçakla büyümeyi öğrendim,
içimden kanayacak kadar içtim biraz,
gözlerini kısma,
kanımda dolaşan senin izlerin.

ben gri bakan bütün göğü gözlerinin hatırına bağışladım,
sen de affet yağmurları,
mazgalların yüreği yangın yeri.

mirfanK’15

borç

hatırlamaya doymayan biz,
ne çok şey borçluyuz yıldızlara.

şimdi adının mevsimi,
duvarlarda çoktan bitmiştir içli sesim,
bir bir yankı topluyorum,
-söylemişim, dinlememişim-

denizler, ırmaklar o kadar güzel ki bu mevsim;
musluklardan çamur akıyor,
saçların kumlu,
ellerin kirli kalsa ne olur?

ben adını her gece temize çekiyorum.

mirfanK’15

acı

hiç ıslanmamışsın ki yağmurda,
sen nereden bileceksin; suyun halini, göğün derdini,
her yağmurda ıslandık ama
göz göre göre ölüyoruz burada.
elbet -iyilik, sağlık- olacak göğün ardında,
ah, göğün en mavi derinliği;
en çok ben ölürken güzelsin.

mirfanK’15

perde

onlarca göz sayarım, ki hepsi tek bakıyor,
herkes acısını kıyaslıyor, ucundan, kıyısından
soluk, bir fotoğrafta yaşıyor hâlâ aynalardan biliyorum,
biliyorum ki hâlâ dinliyorsun kabuklarının sesini,
ve bir kat daha yamalı şimdi yaralarının perdesi.

yamanı sev,
yaranı unut.

mirfanK’15

Bedel

bedel ödemek
Hiç keşfedilmeseydi el ele tutuşmak, 

Keşke sadece gözlerimizle kirletseydik birbirimizi. 
İşte o zaman gözyaşlarıyla ödeyebilirdik 
Kirli geçmişlerin bedelini.

Dün’e takılıp düşenlerin dizleri mi kanıyor sanıyorsun? O kadar kirlettik ki hayallerimizi, yenisini kurmak için gözyaşlarımızla yıkıyoruz o düş dünyasını. Keşke çıkarken söyleyebilsek; “hesabı arkadaki ödeyecek” diye. Gurur şişkin duruyor yürekte, her şeyin bedelini en çok seven ödüyor ve avuç dolusu bahşişle. Egolar yontulmadıysa geri dönüp o dünyanın bulaşığını bile yıkıyor “sevenler”. Anlayacağınız ellerinin aşkıyla yaş işlere karışıyorlar. Kim bedel ödemeden devam etti yoluna?
Santim santim aradım seni kirli ellerimle, inan bulduğum gözlerde sana dair bir ışık bulsam ömürlük kalacaktım. Oysa yapış yapış kirpiklerde titreyen bir yaş gibiydim, senin kıymetini düşünce anladım. Bırak, boş kalmalı gamzelerim. Senin sesin yankılansın sadece yüzümde, sen yüzüme vur her şeyi, hiç çekinme, ben gülüşlerinle temizleyeceğim her yüzümü. Ben tüm bu geçmişimin bedelini sensizlikle ödedim zaten, yüreğimde de senden başka bir şey yok. O yüzden söyle onlara, bir şey istemesinler benden. Canımı veremem, sana doymadım.
Ben içinde senin olduğun bir “düş” aldım, çok üşüyorum, 

Beni sarar mısın?

mirfanK’11