gam

Fotoğraf: Murathan Özbek

“eline sağlık tanrım leyla çok güzel olmuş.” 
ibrahim tenekeci

o’nun bıraktığı nefesi alıyorum,
tanrım;
tüm bu güzel hava için
minnettarım.

gülmek diyorum tanrım,
gülmek o’na çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın.

teşekkürler tanrım,
borcum olsun – öderim.
elimden her iş gelir,
yeter ki eli elimde olsun.

tanrım teşekkürler,
bunca yıl biriktirdiğim eksiklerim
eksiksiz ulaştı gönlüme
eksiksizim,
ne olur beni onunla eksiltme.

tanrım minnettarım,
gözlerimdeki boşluğu gözleri dolduruyor.
ama tanrım gözlerim;
o’nun boşluğunu görebilecek kadar uzağı görmüyor,
bizi koru tanrım.

demem o ki tanrım;
bu gece ferhat’ı karşılamaya, dağa çıkıyorum.
anlatacaklarım var, derin.
sen ferhat’a sabır ver,
âmin.

yanına yakıştığım için sağ ol tanrım,
kusura bakmazsa o, ondan önce seni sevdim.
ne güzel sevmişim; yanım o.
iyi ki varsın tanrım.

tanrım affet;
hangi gökkuşağının altından geçip
“o” hazineye kavuştum, bilemedim.
ben, hazineye bakıyordum
göremedim.

teşekkürler tanrım;
o’nun gelişiyle
zihnime yeni yeni tanımlar, harfler, cümleler indirdiğin için.
ya konuşamasaydım?

ulu tanrım,
o dokunduktan sonra
kokmayan çiçekler için de teşekkür ederim.
-yanılmamışım.

iyi ki her yerdesin tanrım;
yoksa
o’nu uykuda
kime emanet ederdim?

teşekkürler tanrım;
dünya dönüyor
inan, daha iyi bir beşik bulamazdım.

***
tanrım;
daha önce ağlamasaydım
gamzemin yolunu bulamazdım,
yolu gösterdiğin için
minnettarım.

***

senin bu yazından sonra
“yazıyorum” dediğim için
utanıyorum tanrım.
yazın çok güzelmiş.

tüm bebekler için teşekkür ederim tanrım;
o’nun gülüşüne koyduğun
tüm bebekler için
teşekkür ederim.
-büyüksün.

tanrım;
bugün için de teşekkür ederim,
bize her gün karşılıksız sevmeyi “anne” ile gönderdin,
bugün o’nu annemin sesiyle sevdim.

ve ulu tanrım;
sabah ezanı için,
minnettarım.

mirfanK’13

Reklamlar

gam

Fotoğraf: Murathan Özbek

o’nun bıraktığı nefesi alıyorum,
tanrım;
tüm bu güzel hava için
minnettarım.

gülmek diyorum tanrım,
gülmek o’na çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın.

teşekkürler tanrım,
borcum olsun – öderim.
elimden her iş gelir,
yeter ki eli elimde olsun.

tanrım teşekkürler,
bunca yıl biriktirdiğim eksiklerim
eksiksiz ulaştı gönlüme
eksiksizim,
ne olur beni onunla eksiltme.

tanrım minnettarım,
gözlerimdeki boşluğu gözleri dolduruyor.
ama tanrım gözlerim;
o’nun boşluğunu görebilecek kadar uzağı görmüyor,
bizi koru tanrım.

demem o ki tanrım;
bu gece ferhat’ı karşılamaya, dağa çıkıyorum.
anlatacaklarım var, derin.
sen ferhat’a sabır ver,
âmin.

yanına yakıştığım için sağ ol tanrım,
kusura bakmazsa o, ondan önce seni sevdim.
ne güzel sevmişim; yanım o.
iyi ki varsın tanrım.

tanrım affet;
hangi gökkuşağının altından geçip
“o” hazineye kavuştum, bilemedim.
ben, hazineye bakıyordum
göremedim.

teşekkürler tanrım;
o’nun gelişiyle
zihnime yeni yeni tanımlar, harfler, cümleler indirdiğin için.
ya konuşamasaydım?

ulu tanrım,
o dokunduktan sonra
kokmayan çiçekler için de teşekkür ederim.
-yanılmamışım.

iyi ki her yerdesin tanrım;
yoksa
o’nu uykuda
kime emanet ederdim?

teşekkürler tanrım;
dünya dönüyor
inan, daha iyi bir beşik bulamazdım.

***
tanrım;
daha önce ağlamasaydım
gamzemin yolunu bulamazdım,
yolu gösterdiğin için
minnettarım.

***

senin bu yazından sonra
“yazıyorum” dediğim için
utanıyorum tanrım.
yazın çok güzelmiş.

tüm bebekler için teşekkür ederim tanrım;
o’nun gülüşüne koyduğun
tüm bebekler için
teşekkür ederim.
-büyüksün.

tanrım;
bugün için de teşekkür ederim,
bize her gün karşılıksız sevmeyi “anne” ile gönderdin,
bugün o’nu annemin sesiyle sevdim.

ve ulu tanrım;
sabah ezanı için,
minnettarım.

mirfanK’13

Fırtına

Fırtına gibidir aşk; öncesi ve sonrası suskunluktur, asil bir yalnızlığın suskunluğu. İki suskunluk arası mutlu olabiliyorsanız ne âlâ!
            İlişkiye uymayı başaramıyorsa insan ve karşındakine verdiği sözleri tutamayacak kadar cesaretsiz ve korkak ise; şarkılara verdiği sözleri tutmalı. Bu büyük fırtınayı başlatan da dindiren de aynı kişiyse işte buna aşk diyoruz. “Şiirler üşüştü mü aklına” der Orhan Fırat; öyle bir yangın yeridir aslında bu fırtına. Bazı zaman olur başlatan kişi bile dindiremez. Aşk kalpten çıkmıştır çoktan.
            Fırtınadan önce berrak olur gökyüzü. Yıldızlar seçilir, hatta bazıları şahit tutulur çoğu sevdaya. Kayan yıldızlara bağlanır aşk dilekleri. Fakat nedendir bilinmez fırtınadan sonra görünmez o yıldızlar ve aşkta kutsal kılınan yıldızlar günah keçisi olur birden bire. Lanetler yağdırılır, eğilen başlar dikilmez bir daha o gökyüzüne. Sonra durulur tabiat; yıldızlar görünmeye, kaymaya devam eder. İnsanlar inanmaya, dilek tutmaya kaldıkları yerden devam ederler. Evet, insanlar göz göre göre fırtınanın sessizliğinde yine yıldızlara inanmaya devam edecekler. Rüzgârlar topluca eyleme geçerler baş kaldırır gibi. İnsanı yatağında döver gibi. Ama insan bazen en güçlü fırtınalardan bile sakınabilir bazı şeyleri. Eğer gemiler yakıldıysa ve insan “kendine rağmen” ellerini duaya –fırtına- için açtıysa sakınabileceği her şey “piç” olmuş demektir. Böyle bir zamanda vurdu fırtına.
            Siz o fırtınayla onun içine bir güneş bırakmışsınızdır. En karanlık günlerde önünü yine “sizin güneşinizle” görecektir.   
“Ve bilmelisiniz ki 

sizin 
dualarınızla 
başlayan 
fırtına 
sizi 
paramparça 
ederken 
kadının 
sadece 
saçlarını 
uçuşturur…”


mirfanK’12 – Karton Külleri

Fırtına

Fırtına gibidir aşk; öncesi ve sonrası suskunluktur, asil bir yalnızlığın suskunluğu. İki suskunluk arası mutlu olabiliyorsanız ne âlâ!
            İlişkiye uymayı başaramıyorsa insan ve karşındakine verdiği sözleri tutamayacak kadar cesaretsiz ve korkak ise; şarkılara verdiği sözleri tutmalı. Bu büyük fırtınayı başlatan da dindiren de aynı kişiyse işte buna aşk diyoruz. “Şiirler üşüştü mü aklına” der Orhan Fırat; öyle bir yangın yeridir aslında bu fırtına. Bazı zaman olur başlatan kişi bile dindiremez. Aşk kalpten çıkmıştır çoktan.
            Fırtınadan önce berrak olur gökyüzü. Yıldızlar seçilir, hatta bazıları şahit tutulur çoğu sevdaya. Kayan yıldızlara bağlanır aşk dilekleri. Fakat nedendir bilinmez fırtınadan sonra görünmez o yıldızlar ve aşkta kutsal kılınan yıldızlar günah keçisi olur birden bire. Lanetler yağdırılır, eğilen başlar dikilmez bir daha o gökyüzüne. Sonra durulur tabiat; yıldızlar görünmeye, kaymaya devam eder. İnsanlar inanmaya, dilek tutmaya kaldıkları yerden devam ederler. Evet, insanlar göz göre göre fırtınanın sessizliğinde yine yıldızlara inanmaya devam edecekler. Rüzgârlar topluca eyleme geçerler baş kaldırır gibi. İnsanı yatağında döver gibi. Ama insan bazen en güçlü fırtınalardan bile sakınabilir bazı şeyleri. Eğer gemiler yakıldıysa ve insan “kendine rağmen” ellerini duaya –fırtına- için açtıysa sakınabileceği her şey “piç” olmuş demektir. Böyle bir zamanda vurdu fırtına.
            Siz o fırtınayla onun içine bir güneş bırakmışsınızdır. En karanlık günlerde önünü yine “sizin güneşinizle” görecektir.   
“Ve bilmelisiniz ki 

sizin 
dualarınızla 
başlayan 
fırtına 
sizi 
paramparça 
ederken 
kadının 
sadece 
saçlarını 
uçuşturur…”


mirfanK’12 – Karton Külleri