Tranquila – Dizlerimin Üzerindeyim…

Sakin ol!
Göğün dibindeyim, yarım burgulu hayallerim. Bırak da arayayım her harfinin altında bir ihanet.
Sakin ol!
Dizlerimin üzerindeyim, sillelerin atmosferden gelir yerin dibine gider.
Bu yüzden başka hayatlar peşindeyim.

mirfan.k`

Reklamlar

Tranquila – Dizlerimin Üzerindeyim…

Sakin ol!
Göğün dibindeyim, yarım burgulu hayallerim. Bırak da arayayım her harfinin altında bir ihanet.
Sakin ol!
Dizlerimin üzerindeyim, sillelerin atmosferden gelir yerin dibine gider.
Bu yüzden başka hayatlar peşindeyim.

mirfan.k`

Bindallı Halk Dansları Topluluğu

Aynı adı gibi giysilere bürünmüş 170 tane bindallısını aldı karşısına ve seslendi onlara;

“Bu iş emek işidir, bu iş sanat işidir. Bu iş insanın bedenine hükmüdür!” dedi ve arkasını döndü.

Yeni bir figür gösterip onların bedenlerine olan hükümranlığını test etmeliydi. Figür gecikmedi.
O halk oyunlarının, hele ûsluplaştırılmış halk oyunlarının nadir isimlerinden idi.
170 tane bindallı vardı karşısında…
170 tane emek cambazı…

Alın terleri ile yıkanmıştı o eski salonun cilalı parkeleri. Bindallılar emek veriyorlardı. Yer yer ayakları karışsa da, hareketi kavrayamasalar da onlar bindallıya gönül vermişlerdi.

Karadeniz oluyorlardı, Ege olup coşuyorlardı.
Halayda buluşuyorlardı sonra.
Sonra sonra kartal olup uçuyorlardı.
Emekler saatleri kovaladı.
Saatler günlere iliklendi ve haftaların üzerine örtüldü.

“… gece yarılarına kadar sürecek çalışmalar, çoğu zaman günlerce çalışacağız. Hepimiz bu işe gönül verdik, arkasında olacağız. Herkes bir emek veriyor; en büyük emekte bu ûsluplaştırılmış halk oyunlarını becerenlerde olacaktır” dedi ikinurlu bindallı lideri!

Sonra ardına baktı.
Bindallıyı aldı karşısına…
Biner biner…
“Önce bindallı olun, halka bürünün! Ben sizi dans ettiririm…”

Dedi ve davulunu aldı, gitti…

mirfan.k`

Bindallı Halk Dansları Topluluğu

Aynı adı gibi giysilere bürünmüş 170 tane bindallısını aldı karşısına ve seslendi onlara;

“Bu iş emek işidir, bu iş sanat işidir. Bu iş insanın bedenine hükmüdür!” dedi ve arkasını döndü.

Yeni bir figür gösterip onların bedenlerine olan hükümranlığını test etmeliydi. Figür gecikmedi.
O halk oyunlarının, hele ûsluplaştırılmış halk oyunlarının nadir isimlerinden idi.
170 tane bindallı vardı karşısında…
170 tane emek cambazı…

Alın terleri ile yıkanmıştı o eski salonun cilalı parkeleri. Bindallılar emek veriyorlardı. Yer yer ayakları karışsa da, hareketi kavrayamasalar da onlar bindallıya gönül vermişlerdi.

Karadeniz oluyorlardı, Ege olup coşuyorlardı.
Halayda buluşuyorlardı sonra.
Sonra sonra kartal olup uçuyorlardı.
Emekler saatleri kovaladı.
Saatler günlere iliklendi ve haftaların üzerine örtüldü.

“… gece yarılarına kadar sürecek çalışmalar, çoğu zaman günlerce çalışacağız. Hepimiz bu işe gönül verdik, arkasında olacağız. Herkes bir emek veriyor; en büyük emekte bu ûsluplaştırılmış halk oyunlarını becerenlerde olacaktır” dedi ikinurlu bindallı lideri!

Sonra ardına baktı.
Bindallıyı aldı karşısına…
Biner biner…
“Önce bindallı olun, halka bürünün! Ben sizi dans ettiririm…”

Dedi ve davulunu aldı, gitti…

mirfan.k`